Bilgi Çağı Radyo programı

Güçlü olmak!

“Uçurtmalar rüzgar kuvvetiyle değil, bu kuvvete karşı uçtukları için yükselirler.” (William Churchill)
Güçlü olmak!

Yaşları 10 civarında bir grup çocuk düşünün. Hepsi de bir ilk okulda aynı sınıfta okuyor olsun. Ders sırasında hiç bir taşkınlık yapmayan bu çocuklar ders bittiği andan itibaren birbirlerine saldırıyorlar ve  en ufak bir fırsat bulduklarında içlerinden biri kendini diğerlerine göre güçlü hissettiği için ona saldırmayacağını bildiği arkadaşının boğazını sıkma cesaretini de gösterebiliyor. “Bu olayı neden yaptın?” dediğinizde “Ben güçlüyüm ve yenilmezim” diyebiliyor. O küçücük haliyle güçlü olmanın başkalarına zorbalık etmeyi, onları gücüyle etkilemeyi ve yenilmez olduğunu düşünebiliyor. Peki, küçücük bir bebek o savunmasız halinden çıkarak 10 yaşında bu davranış kalıbını nasıl elde ediyor?  Bu bence pedagogların ve psikologların alanına giriyor. Yukarıda anlattığım olaya Türkiye’nin her hangi bir yerinde her hangi bir ilköğretim okulunda rastlanabilir. Ben sadece bu olayda güç kavramını nasıl algıladığımız konusunu irdelemek istiyorum ve çocuklar bunu birbirlerine nasıl yaparlar yerine bu çocuklar büyüdüklerinde iş hayatları nasıl olur diye düşünmeye başladım ve bu hafta güç kavramını sorgulamak istedim.

Çevremde o anda bulunan herkese ( alışveriş yaptığım manav, market görevlisi, arkadaşlarım vb.) bu olayı anlatmadan güçlü olmak hakkında ne düşündüklerini sordum.  Önce aldığım yanıtları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Güçlü bir insan zayıf noktasını asla göstermez

Güçlü insanların başkalarına yardıma ihtiyacı yoktur.

Güçlü insanlar herşeyi kontrol altına almak isterler ve çevrelerindekileri rahatsız ederler.

Güçlü insanlar korkuturlar

Güçlü insanlar, diğer insanların kendilerine bağımlı olmasını isterler.

Bütün bu cevaplara baktığımda güçlü insan tanımının yakın çevremde (mahalle, iş yeri vb.) fiziksel güç ile bağlantılı olduğunu gördüm. Çoğumuz güçlü insan olmayı, otorite sahibi olma ve başkalarına hükmetmek olarak algılıyoruz. Bu davranış kalıbını iş hayatında da bire bir uyguluyoruz.  Güçlü olma kavramını başkalarını etkisi altına alma ve başkalarına kendi düşüncelerini kabul ettirmek, kendi fikrinden başka bir fikri benimsememek olarak algılıyor ve davranışlarımızı bu yönde geliştiriyoruz.

Bu iki çocuğun 30’lu yaşlarına gelmiş olduklarını hayal edelim. Saldırgan davranışta bulunan çocuk eğer herhangi bir engelle karşılaşmadan 30 yaşına kadar gelmişse ve güçlü olmayı başlarını ezmek, fikirlerine değer vermemek olarak algılamışsa iş hayatında ilk başlarda daha kolay yükselebilir.Çünkü ataklığı ve korkusuzluğu ile dikkat çekecektir. Kendisinden daha güçlü bir otoriteye her zaman hayranlık duyduğundan onun dediklerini sorgulamadan yapacak ve düşünmeden sadece kazanmak uğruna hayatını karartacak hamleleri yapabilecektir. Düşüncesizce risk almak en önemli özelliği olacaktır. Çünkü bu davranışı cocukluğundan beri yakın çevresi tarafından bir şekilde kabul edilmiştir. Çevresinde sadece kendi gücünü kabul eden zayıf insanlar ve onun korkusuzluğundan faydalanmak isteyen kişiler bulunduğundan, hayatında eleştireye yer olmayacak, bu nedenle tüm hareketleri sağduyudan yoksun olacak; yöneticisi değiştiğinde ya da kendisi yükselemediğinde iyice saldırganlaşacak ve başarısızlığa doğru ilerleyecektir.

Saldırıya uğrayan diğeri ise eğer saldırıya uğradığı çevresi tarafından farkedilmezse ilk başlarda kendi içine kapanacak ve “Neden ben?” diyerek kendini sorgulayacaktır. Güçlü olmadığı için kendini suçlayacak ve kendince güçlü olmanın yollarını arayacaktır. Gücün fiziksel olmadığını aslında güçlü olmanın mental bir duygu olduğunu ve herşeye rağmen ayakta kalma becerisi olduğunu fark ettiği takdirde, ilk iş hayatına başladığında ana hedefi kendini korumak olduğundan,  fazla dikkat çekmemeye çalışacak, kendi açısından güvenli bir ortam bulduğunda düşüncelerini söyleyebilecektir. O nedenle iş hayatında ilk başlarda çok hızlı yükselemeyebilir. Hayat boyu saldırıya açık olduğundan algısı ve stratejik plan yapma becerisi gelişecektir. Konrollü risk alma becerisi de arttığından bu beceriyi ortaya koyabilirse çalıştığı kurumda kritik kararların alınmasında söz sahibi olabilir ve uzun vadede çalıştığı kurumun tepe yönetimine kadar gidebilir.

Güçlü olmak aslında gücünüzü nerden aldığınıza bağlı olarak değişiyor. Sizi çocukluğunuzda koruyan, gözeten ama kendi ayaklarınızın üstünde durmanız için fırsat veren bir çevrede yetişiyorsanız güçlü olmanın fiziksel bir anlamı olmadığını ve mental bir kavram olduğunu daha kolay anlıyor ve tüm hayat planınızı buna göre yapıyorsunuz.

Çocukluğunuzda sizdeki değişiklikleri farketmeyecek kadar kendi içine dönük bir çevrede yetişiyorsanız, yaptığınız davranışlar ancak tehlike çanları çaldığında dikkate alınıyorsa hayat boyu yaşamın kıyısında gelgitler yaşamaya devam ediyorsunuz.

Hayata nasıl başladığımız ve çevremiz nereye doğru gideceğimizi de belirliyor aslında.

Herkese iyi haftalar

Ayşegül Güngör