Bilgi Çağı Radyo programı

Liderlik Nedir?

  • Ayşegül Güngör
  • 29 Ağustos 2012 Çarşamba
  • 9434 defa okundu
  • Yorum
  • Yazdır
  • PDF
Dünyada görmek istediğiniz değişikliğin kendisi siz olun. - Mahatma Gandhi
Liderlik Nedir?

“Ama benim birinci sınıf biletim var.” diye itiraz etti Gandhi

“Bunun bir önemi yok” dedi yetkili. “sana üçüncü sınıf konpartmana gitmeni söylüyorum.”

“Benim biletim var. Kalmak için ısrar ediyorum.”

Yetkili “Benimle gel yoksa polis memurunu çağırıp seni buradan attırmak zorunda kalacağım.”

Gandhi kesinlikle sesini yükseltmeden “ Evet çağırabilirsiniz fakat ben buradan gönüllü olarak çıkmayı red ediyorum.”

Gandhi valiziyle birlikte trenden atılır ve geceyi tren istasyonunun soğuk bekleme odasında geçirir. Onu trenden atanlar şimdilik kazanmış gibidir ama Gandhi başardıkları şeyin aslında onu sadece trenden atmak olduğunu fark eder o gönüllü olarak inmemiştir. Aksine bu hareket onun Gandhi olma yolunda içindeki potansiyelini ortaya çıkarmıştır. Artık önünde üç seçenek vardır. Hakları için mücadele etmek, boş verip Hindistan’a dönmek ve yola devam ederek aldığı davayı sonuçlandırmak.

Gandhi Liderlik İlkeleri Alan Axelrod s: 21

Liderlik nedir? Sanırım bu soru “Yaşamın anlamı nedir?” “ Mutluluğun sırrı nedir?”  gibi kendimize sorduğumuz ve cevabını verirken zorlandığımız sorulardan biri. Ben bu soruyu kendime sorduğumda yanıtını rehberlik etmek olarak açıklıyorum. Liderlik iyi bir rehber olmaktan başka bir şey değil esasında. Yurt dışına turlarla çıktığınızda rehber  kısa bir şehir turu yaparak görülecek yerleri size gösterir ve sonrasında size serbest bir zaman bırakarak etrafı daha fazla algılamanıza izin verir.  İşte bu andan itibaren tur içindeki farklı davranışları gözleyebilirsiniz. Bazıları sadece rehberin gösterdiği ve işaret ettiği yoldan giderek turu tamamlar, bazıları ise kendi yollarını bulmaya çalışır kaybola kaybola sonuca ulaşır. Bir turun başarısı rehberin başarısıdır aslında. Hem kendi takipçilerini hem de bağımsız maceracıları birarada tutmayı başaran ve herkesin o yolculuktan keyif almasını sağlayan ve en önemlisi kendisi de keyif almayı başaran bir rehber mutluluğun sırrı ve yaşamın anlamı sorularını da yanıtlayabilir.

İş hayatında liderlik rehberlik etmektir. Kurallar koymadan tecrübelerini paylaşan, paylaştığı tecrübelerin yeni deneyimlerle birleşmesini sağlayan kişi gerçek bir liderdir. Ne yazık ki iş hayatında çok fazla rehber liderlere rastlayamıyoruz. Liderlik anlayışımız sadece hedefi gösteren ve ne yapılması gerektiğini söyleyen bir söylemde kalıyor. Lider olunca başkalarına emir veren bir konumda olduğumuzu sanıyor ve çevremizdeki herkesin bizim emirlerimizi sorgusuz sualsiz kabul edeceğini düşünüyoruz. Böyle olmadığı durumlarda da hayal kırıklığı yaşıyor ve çareyi komuta edeceğimiz ekipleri değiştirmekte buluyor ya da “yapacaksın” ve “yapmalısın”larla gücümüzü kabul ettirmek istiyoruz. Bu söylemde ne yazık ki yeni liderlerin gelişimine izin vermiyor. Oysa bir kurumun gelişebilmesi ve kendi benliğini bulabilmesi için rehber liderlere ihtiyacı var.

Rehber liderin çağımızdaki en büyük örneklerinden biri Gandhi’dir. Yukarıda anektotda Alan Alexrod “Gandhi’nin liderlik sırları” adlı kitabında bir insanın kendi içindeki lideri bulmasının hiçte kolay olmadığını çok güzel anlatır. Gandhi haklarını kazanmak ve lider olmak için kendi konfor alanından vaz geçmiştir. Oldukça rahat ve refah bir yaşamı olduğunu düşünürken aslında bu yaşamın bir ilizyon olduğunu farkeder ve hakları için mücadele etmeye başlar. Yapmış olduğu mücadele ve rehber liderlik yaklaşımı ile neredeyse tüm Hindistan’ı peşinden gelmeye ikna eder.

Konfor alanından vazgeçmek bir anlamda otoriteden vaz geçmek ve başkalarının öne çıkmasına izin vermektir. İş yerimizin kapısından içeri girdiğimizde bilinçaltımız bizden habersiz bir karar almaya başlıyor. Kendimizin ne kadarını kapıdan içeri sokacağımız daha doğrusu iş yerinde ne kadar kendimiz olacağımızın kararını bilinçaltımız veriyor. İstem dışı verdiğimiz kararla maskelerimizi giyiyor ya da bırakıyoruz. Bilinçaltımız bu kararı tamamiyle etrafımızdaki tehdit algısına bakarak alıyor. Bu algıyı da iş yerindeki lider konumundaki kişi yaratıyor. Eğer kendimizi tehdit altında hissediyorsak “Bu iş, sadece para kazanıyorum” savunması altına sığınıyor, algılarımızı kapatıyor ve sadece bize verilen işi yapıyoruz. O an ortamda bulunan liderimiz ise halinden memnun bir şekilde “güç bende artık” demeye başlıyor. Bir süre sonra iş yerinin iklimi sessiz bir ortam halini alıyor. Herkes masasında çalışıyor ya da çalışmış gibi yapmaya başlıyor.

Gandhi Hisdistan’da farklı etkin ve dinsel gruplara rağmen bir yönetim kültürü yaratabilmiştir. Zaman zaman Nehru’nun kendi önüne çıkmasına izin vermiş ve asla çatışma yöntemini ve şiddeti seçmemiştir.

Liderliğin en zorlayıcı tarafı çalışanları birbirine bağlayan, tüm çalışanların maskelerini kapıdan girerken bırakmasını, her çalışanın yaptığı işten gurur duymasını ve tatmin olmasını sağlayan bir kültür yaratmaktır. Bu kültür içinde var olmak ve bu kültürün bir parçası olmak isteyen herkes, bu kültürü yaratan liderin etrafında kenetlenir ve bütünleşir. Kendinizi bütünün bir parçası olarak gördüğünüzde ve elinizdeki öncelikleri önemsemeden konfor alanınızdan vazgeçtiğinizde  siz de artık bir lider olmuşsunuzdur aslında.

Herkese iyi haftalar

Ayşegül Güngör