Bilgi Çağı Radyo programı

Açık Veri

Yazımız Deloitte danışmanlık firmasının açık veri hakkında hazırladığı bir raporda elde ettiği bulgulara yer verecek biçimde hazırlandı. Rapor, açık verinin yaratıcılık ve yenilikçilik üzerinde yarattığı olumlu etkiyi ortaya çıkarmaya odaklanmıştır. Bulgulardan Türkiye için daha öncelikli ve önemli olduğunu düşündüklerimizi aşağıda özetledik. 

Araştırmalar ve görüşler, önümüzdeki dönemin örgütlerinin alışagelmiş rekabet unsurlarının yanı sıra verilerden somut eylemler çıkarma becerisine sahip olma konusunda da bir rekabet içine girileceğini ortaya koymaktadır. Açık veri demek sadece kamu yönetiminin şeffaflık düzeyini artırması değildir. Kamu yönetimlerinin yanı sıra açık veri paradigmasının iş dünyasını, kamuoyunu, tüketicileri de kapsayan bir dönüşümü işaret ettiği kabul edilmektedir. Kamuya açık kaynaklar kritik kütle oluşturacak boyutlara ulaşmıştır. Bu boyut iş dünyasının gereksinim duyduğu açık veriye dayanarak ürünlerini ve hizmetlerini geliştirme olanaklarını sunma noktasına yaklaşmaktadır. Deloitte uzmanlarının yaptıkları tahminlere göre iş dünyası da kendi ellerinde bulundukları verinin üzerinde bulunan zincirleri gevşeteceklerini, açık inovasyon paradigmasından yararlanarak sayısal-dijital ortamda birbiriyle temas halinde olan toplulukların ilgi ve yeteneklerinden daha fazla yararlanacaklarını ortaya koymaktadır. Tanımlandığı biçimiyle bir mekanizmanın hayata geçirilmesiyle birlikte yukarıdaki cümlede de belirtildiği gibi rekabetçi unsurların kapsadığı alana farklı dinamiklerin de dahil olacağı beklenebilir. Bir süredir yoğun bir biçimde gündemde irdelenen açık inovasyon yaklaşımının tüm özellikleriyle enine boyuna detaylı incelenmesi gereği de bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu bu konuyu ele ala alan çalışmalar sürdürmektedir. 

Bilgi Çağı dergisinde daha önce işlediğimiz açık inovasyon kavramı hakkında bir hatırlatma yaparak açık veri konusuna devam etmenin yararına inanmaktayız. Daha önceki sayıda açık inovasyon kavramı hakkında aktardığımız bilginin bir bölümünde şu bilgiye yer vermiştik: “Chesbrough, kapalı inovasyondan açık inovasyona geçişi, bilim felsefecisi Thomas Kuhn’un ortaya koyduğu paradigma değişimi (1) ile özdeşleştirmiştir. Daha çok kurumların iç sistemlerine dönük olan kapalı inovasyon mimarisinin, uzun yılar boyunca başarılı olduğu bilinmektedir. 20. yüzyılın çok büyük bir bölümünde kapalı inovasyon modeli başarılı Ar-Ge ve inovasyona dayanak teşkil etmeyi başarmıştır. Alman kimya endüstrisi için merkezi bir Ar-Ge laboratuvarı yapılandırılmış, bu merkez çok sayıda ürünün ticarileşmesini sağlamıştır. Thomas Edison, Almanya’daki bu yapıya benzer bir merkezi ABD’de yapılandırmıştır. Sonunda General Electric firmasına ait ünlü bir laboratuvar ortaya çıkmış, başarılı çalışmalara bu laboratuvarda imza atılmıştır. Bell laboratuvarları fizik bilimi için çok ilginç bir gerçekliği ortaya çıkarmayı başarmış ve transistörü bulmuştur. Chesbrough, bu tip çok sayıda başarıya imza atsa da kapalı inovasyon felsefesiyle çalışan bu mekanizmanın artık sürdürülebilir olmadığını savunmaktadır. 

Açık inovasyonun arkasındaki ana fikir ise şudur: Bilginin çok yaygın bir biçimde geçişken olduğu bugünkü dünya düzeninde, şirketler tamamen kendi yaptıkları araştırmalarla sınırlı kalmamalı, bu sınırlanma yerine diğer şirketlerin buluşlarını ve proseslerini satın almalı veya lisanslarını temin etmeliler. Ayrıca, kendi iş alanı için yarattığı ancak kullanmadığı buluşlarını da firmanın sınırları dışına çıkarması gerekir. Bunun yöntemleri arasında lisanslama, ortaklıklar kurma gibi alternatifler bulunmaktadır. Diğer taraftan, kapalı inovasyon diye andığımız kavram bir firmanın sınırları içinde var olan bilginin yine sınırları içinde kalması ve firma sınırları dışında oluşmuş bilginin kullanılmaması anlamını taşır. Aşağıdaki tabloda geleneksel inovasyonla açık inovasyon arasındaki temel farklılıkları ortaya koyan, bu yapıların dikkate aldığı prensipler temelinde bir karşılaştırma yapılmaktadır”. 

Kaynak: Prof. Henry Chesbrough, Open Innovation, Harvard University Press, 2006

Artık neredeyse tüm kamuoyu tarafından bilinse de rapor küresel ekonominin ana sermaye gücünün veri olduğunu ifade etmektedir. Örgütlerin-kurumların yeni büyüme yöntemlerini keşfetmeye gayret ettiği, daha güçlü bir biçimde performans gösterebilmek için formülleri araştırdığı, müşterileriyle daha anlamlı birlikteliklerin yollarının araştırıldığı düzen içinde, verilerden anlamlı sonuçlar çıkararak somut eylemleri ortaya koymak amacıyla oluşan baskının arttığı hissedilmekte olduğunun altı çizilmektedir. Bu bağlamda son dönemlerde iş dünyasının gündemine oturan bir kavram raporda irdelenmektedir. Bu kavram büyük veri olarak anılmaktadır. Büyük veri kavramıyla iş dünyasının stratejik yaklaşımında kullanabileceği veri hacminde çok büyük ölçüde bir artışın yaşandığı ve artan hacimle de birlikte verinin toplanması, saklanması ve yönetilmesi için ihtiyaç duyulan teknolojiye işaret edilmektedir. 

Açık veri hakkında yoğunlaşan akımlarla birlikte Deloitte uzmanları iş dünyasının aslında büyük bir bölümünde bugünün koşullarında zaman zaman kabaran, zaman zaman da sönen bir ilgiye veya kullanıldığı biçimiyle görüşe ve anlayışa sahip olduğunu iddia etmekte. Ancak bu gerçeklikle birlikte açık veriyle ilgili zengin bir ekosistemin doğduğuna dair kanaatlerini paylaşmaktalar. Sektöründen ve ölçeğinden bağımsız bir şekilde iş dünyasının her alanının açık veri sisteminin potansiyelinin ürünlerde ve hizmetlerde inovasyon yapabilmek için yüksek düzeyde olduğunu ortaya koymaktalar. Deudil, i3 Education Services, Parkopedia ve Spotlight gibi yeni kurulan işletmelerin geliştirdikleri yeni iş modellerinin açık veri paradigması üzerine inşa edildiğini ifade etmekteler. Bugün Türkiye’de de özellikle mali sistemin ve Telekom sektörünün müşteri bilgilerini etkin bir biçimde kullanarak farklı pazarlama taktikleri uyguladıkları, CRM diye anılan müşteri bilgisinin yönetildiği yazılımların son derece önemli bir yatırım kalemi halini aldığı bilinmektedir. Önümüzdeki dönem verinin bilgiye dönüşümünün hızlanması ve bu akımla birlikte gerek kamu, gerek üniversite ve özel sektör kuruluşlarının açık veriden yararlanarak rekabetçi güçlerini sürdürebilecek yöntemlerle daha fazla uğraşacaklarını beklemek pek de yanlış olmayacaktır.

1) Bir model, bir bakış açısı, bir anlayışın adıdır. Herhangi bir alanda yerleşik tüm kurallar bütünü.

Kaynaklar: 

Chesbrough, H., 2006, Open Innovation, Harvard University Press

Deloitte Analytics Paper, 2012, Open Data Driving Growth Ingenuity and Innovation