Bilgi Çağı Radyo programı

Ekonomik ve toplumsal gelişim için inovasyon

İnovasyon konusundaki araştırmalar, ülkelerin inovasyon performanslarındaki artışın ekonomik ve toplumsal kalkınma, refah ve gelişme için anahtar rol oynadığını; bilgi ekonomisine geçiş için en önemli itici güç olduğunu; etkin inovasyon politikalarına ve sistemlerine sahip ülkelerin gelişmişlik yarışında hızla ilerlediklerini, inovasyon sayesinde eşitsizlikler de dahil olmak üzere pek çok toplumsal sorunun üstesinden gelmeyi başardıklarını açıkça ortaya koyuyor.
Ekonomik ve toplumsal gelişim için inovasyon

İnovasyon kavramı, Türkiye’de gündemleri 2000’lerin ortalarından itibaren meşgul etmeye başladı. Ancak inovasyon, 1900’lü yılların başından bu yana özellikle gelişmiş ülkelerin gündemlerinde önemli bir tutuyor. 50 yılı akşın bir süredir de üzerinde çok ciddi araştırmalar ve çalışmalar yapılıyor.

 

İnovasyon, ilk defa ekonomist ve politika bilimcisi Joseph Schumpeter tarafından “kalkınmanın itici gücü” olarak tanımlandı. Schumpeter, 1911’de yazdığı ve 1934 yılında İngilizce’ye çevrilen kitabında, inovasyonu, müşterilerin henüz bilmediği bir ürünün veya varolan bir ürünün yeni bir niteliğinin pazara sürülmesi; yeni bir üretim yönteminin uygulanmaya başlanması; yeni bir pazarın açılması; hammaddelerin veya yarı mamüllerin tedariği konusunda yeni bir kaynağın bulunması; bir sanayinin yeni organizasyona sahip olması olarak tanımlar. Ünlü ekonomist ayrıca, girişimcilerin inovasyoncu rolleriyle pazarda dengeyi bozduklarını ve ekonomide sürekli dinamizm yarattıklarını vurgular.

 

Kökeni bu kadar geçmişe dayanan ve işletmeler için rekabetin, toplumlar ve ülkeler için kalkınma ve refahın anahtarı olarak kabul edilen inovasyonun önemini kavrayan pek çok şirket ve ülke bugün diğerlerinin önemli farkla önüne geçmiş durumda.

Peter F. Drucker, inovasyonu “yeni, gelişken yetenekler veya artan kullanışlılıkla donatılma süreci” olarak tanımlar. Ona göre inovasyon, pazara yönelik olmalıdır; eğer ürüne yönelik olarak kalırsa yaratması gereken faydaları ortaya koyamayan bir “teknolojik mucize”den öteye gidemez.(1) Drucker, inovasyonu girişimcilerin özel aracı olarak nitelendirir; girişimciler bu araç sayesinde farklı bir iş veya farklı bir hizmet için değişim fırsatını kullanırlar. Girişimci olmayı öğrenen işletmeler ve toplumlar da zenginleşir. “[inovasyon] Bir disiplin olarak sunulma, öğrenilme ve uygulanma özelliğine sahiptir.” (2) Drucker’a göre bir yöneticinin düşebileceği en büyük tuzaklardan birisi inovasyonla (innovation) yeniliğin (novelty) birbiriyle karıştırılmasıdır. “İnovasyon”, der Drucker, “yenilikten farklı olarak, değer yaratır.” (3)

 

İnovasyon en geniş anlamıyla, bilginin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürülmesidir. (4)

 

Firmalar için inovasyon, verimliliği ve kârlılığı artırdığından, yeni pazarlara girilmesini ve mevcut pazarın büyütülmesini sağladığından çok önemli bir rekabet aracıdır. Verimli, kârlı ve rekabet gücü yüksek firmaların faaliyet gösterdiği ekonomiler kalkınır, gelişir ve küresel ölçekte rekabet avantajı kazanır. Dolayısıyla, ülkeler için inovasyon, istihdam artışını, sürdürülebilir büyümeyi, toplumsal refahı ve yaşam kalitesini garantileyen en önemli faktördür. (5)

 

İnovasyon, bir şirketin daha yüksek kâr marjı kazanmasına neden olsa da bunun ne kadar süreceğini tahmin etmek olanaksızdır. Günümüzde gelişen teknolojinin, değişen müşteri isteklerinin, bilgiye ve teknolojiye kolaylıkla erişen rakiplerin inovasyonu taklit etme becerilerinin hızları düşünüldüğünde, inovasyonun işletmeler açısından sürekli bir faaliyet halinde yürütülmesi kaçınılmaz bir hal almaktadır. İnovasyonu, kurum kültürü haline getirmiş ve süreçleriyle bütünleştirmiş işletmeler, inovasyon performansı yüksek olan işletmelerdir.

 

İnovasyon yapan işletmelerin, inovasyon faaliyetini tamamlayıcı stratejilere ve yetkinliklere ihtiyacı vardır. Sahip olunan insan kaynaklarının yeni becerilerle donatılması ve yetişmiş insan gücünün işletme bünyesinde tutulmasının sağlanmasına yönelik stratejiler; inovasyon konusunda rakipler de dahil olmak üzere dış paydaşlarla işbirliği yapma becerisi ve stratejileri; işletmenin faaliyetlerini ilgilendiren alanlarda, işletmenin bulunduğu bölgede, ve yurtiçinde ve dışında geliştirilen yeni teknolojilerin ve üretilen bilginin sürekli olarak takibi ve ihtiyaç duyulanların firma tarafından özümsenmesi gibi konular, bu tür yetkinlik ve stratejilere birer örnektir.

 

Diğer yandan, inovasyonda işbirliği, işletmelerin rekabet avantajının belirlenmesinde önemli rol oynar. İşletmeler inovasyon sürecinde çeşitli nedenlerle diğer işletmeler ve/veya kuruluşlarla işbirliği gerçekleştirir. Bu işbirliklerinin amaçları (6)

 

  • Teknoloji geliştirme veya pazara giriş maliyetlerini azaltmak,
  • Geliştirme veya pazara giriş risklerini azaltmak,
  • Üretimde ölçek ekonomisi sağlamak,
  • Yeni ürünlerin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi için gereken süreyi azaltmak olarak sıralanabilir.

 

Firma düzeyinde inovasyon, basit bir süreçte değil her aşamasında önemli geri beslemelerin olduğu, kişiler, kuruluşlar ve bunların içinde bulundukları ortam arasında karmaşık etkileşimlerin yaşandığı bir süreçte (sistemik inovasyon modeli) gerçekleşir. İnovasyon sürecinde işletmeler, sistemdeki aktörlerin (diğer firmalar, müşterilerle, tedarikçiler, araştırma kurumları, üniversiler, kamu kurumları, vb.) tamamıyla veya bir kısmıyla etkileşim halinde bulunurlar. Tüm süreçlerde faaliyetler birbiriyle bağımlıdır ve her aşamada belirsizlikler vardır. Her aşama bir öncekine geri beslemeler sağlar, ve özellikle pazardan gelen sinyaller ve değişen talepler dinamik bir sürecin varlığını gerektirir. (7)

 

İnovasyon konusundaki araştırmalar, ülkelerin inovasyon performanslarındaki artışın ekonomik ve toplumsal kalkınma, refah ve gelişme için anahtar rol oynadığını; bilgi ekonomisine geçiş için en önemli itici güç olduğunu; etkin inovasyon politikalarına ve sistemlerine sahip ülkelerin gelişmişlik yarışında hızla ilerlediklerini, inovasyon sayesinde eşitsizlikler de dahil olmak üzere pek çok toplumsal sorunun üstesinden gelmeyi başardıklarını açıkça ortaya koymaktadır. (8)

 

Buna göre, ülkeler belli bir süre, ihracat oranlarındaki iyiye gidiş veya iç talebin yüksekliği sayesinde büyüyebilseler de bu büyümenin uzun vadeli ve sürdürülebilir olması, ülkenin inovasyon performansına ve bu performanstaki artışa bağlıdır.

 

Avrupa Komisyonu’nun yaptığı bir çalışma, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla tutarının ana belirleyicisi olan verimlilik artışının yüzde 80’inin ürün, süreç ve organizasyonel inovasyondan kaynaklandığını göstermektedir. (9)

 

Şirketler, içinde bulundukları ortamdan soyutlanmış bir şekilde inovasyon yapmazlar. Tam tersine, şirketin inovasyon faaliyetlerinin niteliği ve inovasyon performansları bulundukları bölgenin ve ülkenin kültüründen, sunduğu imkânlardan ve yarattığı şartlardan büyük ölçüde etkilenir.

 

Örneğin, Amerika’da kültürün, toplumun, ekonomi

İlgili Haberler