Bilgi Çağı Radyo programı

İnternet yasakları ve Türkiye

Alternatif çözümler olmasına karşın tüm dünyada, özellikle Çin, İran, Türkiye gibi ülkelerde farklı çözüm yolları aranmaksızın uygulanan internet yasakları ne kadar demokratik?
İnternet yasakları ve Türkiye
Günümüzde internet yasakları geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde sıkça karşılaşılan bir sorun. Ülkeler rejimlerini yahut manevi değerlerini tehlikeye düşüren her türlü sanal tehdide karşı önlem olarak internet sitelerine erişimin yasaklanması yoluna gidiyorlar. Kamu yararı gözetilmeden alınan karar ile yapılan bu sınırlandırmalar hakkın özüne dokunucu nitelik taşıyor ve antidemokratik uygulamalara yol açıyor.
 
Buna tepki olarak İnternet Teknolojileri Derneği; Youtube dahil bir çok Google sitesine erişimin engellenmesinin ardından bu uygulamanın temel hukuk kurallarına, anayasaya ve İHAS’a aykırı olduğunu belirterek yürütmenin iptali istemiyle dava açtı. Açılan davada iddia, “İfade özgürlüğünün internet yasakları nedeniyle kullanılamaması” oldu. Tabii uygulamada bu yasakların çoğu defa delindiği de malum.
 
Şu anda yasaklı olan sitelerin çoğuna farklı kanallarından erişim sağlanıyor
 
Henüz internet üzerinde bunu engelleyebilecek bir sistem mevcut değil. Dolayısı ile siteler kendi domainleri üzerinden yasaklanırken farklı kanallardan kullanılabilir kalmaya devam ediyor. Hatta bu konuda yaratıcı çözümler üreten ülkeler dahi var. Çin bunun en iyi örneği.
 
Çinli mühendislik öğrencisi Jason Ng ayda yalnızca 2$ ödeyerek kullandığı programla başka bir “proxy” yani başka bir ülkenin şebekesinden internete giriş yaparak herhangi bir sınırlama olmaksızın internete erişim sağlayabiliyor.
 
Jason Ng yasağı delmek için çeşitli yöntemler üretenlerden yalnızca biri. Ülkede insan hakları aktivistleri, blogcular, gazeteciler birbirleriyle yasakları delme yöntemleri hakkında konferanslar düzenleyerek görüşüyorlar.
                
Görüldüğü gibi internetin yasaklanması da bireylerin ürettiği çözümler de bu sorunun ortadan kaldırılmasına yardımcı değil. Devletlerin konuyla ilgili özel sınırlandırmalar yapması veya bu konuda imzalanan uluslararası antlaşmalara taraf olması gerekir. Bu hususta düzenlenmiş ilk uluslararası antlaşma olan Siber Suçlar Sözleşmesi’ne taraf olmakla işe başlanabilir.
 
Sözleşme taraf devletlerin ulusal hukuklarında uygun düzenlemeler yaparak bireyleri bu suçlara karşı korumayı hedefliyor. Böylece ortak bir suç politikası oluşturulmak isteniyor. Sözleşme ile yayının hem ilgili devletin ülkesinde hem diğer taraf ülkelerde yayınlanması önlenebilir. Sitenin yasaklanması yerine siteye yaş sınırı konması, kullanıcılarına kısmi bir para cezası uygulanması vs. yöntemler de uygulanabilir.
 
 
Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatının hazırladığı rapora göre Türkiye 2010 yılına toplam 3700 internet sitesini yasaklayarak girmiş.
 
Kurum raporuna göre Türkiye, Cumhuriyetin kurucusunun korunmasına ilişkin hususlar, çocuk pornosu vs.  gibi başlıca 7 sebepten birinin varlığı halinde erişimi engelleme yoluna gidebiliyor. AGİT medya özgürlüğü temsilcisi Miklos Haraztsi Türkiye’nin Çin ve İran gibi ülkelerle bir tutulmaması gerektiğini söyledi. İran ve Çin’deki siyaset odaklı yasaklar neredeyse komple interneti kullanılamaz hale getirdi. Türkiye’de ise internet kullanımı tamamen yasaklanmıyor. Bu ülkelerin söz konusu sitelerin kullanımına tamamen yasak getirmesindeki amaç, problemi çözmek için çaba sarf etmek yerine siteyi yasaklayarak sorunu kökten halletmek istemeleridir. Bunun yanı sıra devletlerin ulusal mevzuatlarında konuyla ilgili düzenleme bulunmaması halinde de söz konusu siteleri yasaklama yoluna gidiliyor.
 
Herhangi bir kanuni düzenleme olmaması keyfiyete yol açabilir
 
Örneğin Türkiye’de internet yayınlarında var olan yasaklarla ilgili olarak yürürlükte bulunan 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi hakkındaki kanunda her ne kadar bilişimle ilgili suçlara yer verilse de hala eksiklikler söz konusu...
 
Her halükarda demokratik bir ülkede yönetimin hangi gerekçe ile olursa olsun bireylerin haberleşme ve iletişim özgürlüğü ile bununla bağlantılı olarak düşünce ve ifade hürriyetini sınırlamaması gerekir.
 
Yapılan sınırlamalar devletin şahsi çıkarlarını korumak amacının yanı sıra bireylerin çıkarlarının da ön planda tutulmasıyla yapılmalı. Devletlerin bireylerin menfaatini göz ardı etmeden karar alması ve bunları uygulaması “hukuk devleti ilkesinin” bir gereğidir.

 

İlgili Haberler