Anlayana…

0
658

Başbakan Erdoğan’ın ardı ardına gelen açıklamaları yanlış anlamaya mahal vermeyecek şekilde ODTÜ’nün bütünüyle ilgilidir. Başbakanımız olayları yatıştırmak yerine açıklamalarıyla ODTÜ’yü hedef seçmiş; bunun da ötesinde ODTÜ’yü hedef göstermiştir. Ve bunda da oldukça başarılı olmuştur: 40 kadar üniversite yönetimi ODTÜ karşıtı bildiri yayınlamıştır. Ben Başbakanımızın “olmaz olsun böyle hoca” diye nitelendirdiği yaklaşık 1000 ODTÜ hocasından biriyim. Bu yüzden bu yazıyı kendisinin pek dikkate alacağını zannetmiyorum. Zaten Garcia’ya mektup hesabı yazdım.

Hedefteki ODTÜ’ye bir bakalım: Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisi; Times Higher Education, dünyanın en itibarlı üniversiteleri sıralamasında ilk 100 içindeki tek Türk üniversitesi; yine benzer pek çok farklı sıralamada listeye girmeyi başaran üç, beş Türk üniversitesinden birisi; Türkiye’nin en büyük teknoparkına ev sahipliği yapıyor (aynı zamanda dünyanın en büyük üniversite teknoparkları listesinde de ilk 20 arasında); yaklaşık 100,000 kadar mezunu var vs. Ayrıca, Göktürk 2 projesinin teknik liderliğinin ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği’nden mezun bir arkadaşa teslim edilmesinde bir hikmet olsa gerek. Başbakanımızın “Sizin yetiştirdiğiniz öğrenciler bunlarsa Türkiye batmıştır” sözlerini destekler nitelikte, görevdeki kabineye iki bakan yetiştirmiştir ODTÜ. Hatta ne tesadüftür ki bunlardan birisi de başbakan yardımcısıdır.  

Bir de 2023 hedeflerine bakalım: Ar-Ge harcamalarının GSMH’ye oranı %3 (şu anda bu oran %0.86); tam zamanlı araştırmacı sayısı 300,000 (şu anda 60,000); tam zamanlı özel sektör araştırmacı sayısı 180,000 (şu anda 25,000). Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birisine ayar çekmek ve ODTÜ’yü hedef göstermek, yukarıdaki 2023 hedefleri ile ne kadar uyumludur? Sayın Başbakan, bilmem farkındamısınız ama gözü kapalı eleştiridiğiniz ODTÜ’nün bu seviyeye ulaşması için 50 yıl geçmiştir. Doğal olarak akla şöyle bir soru geliyor: 2023 hedeflerini, mazisi üç beş yılı geçmeyen, fiziksel altyapısını ve beşeri sermayesini tamamlayamamış üniversitelerle mi gerçekleştirecekseniz? Zor bir soru değil mi? Soru çalışmadığınız yerden çıktı galiba; ara sıra ters köşe yapmak lazım. Hiç bir şeye benzemeyen, olmaz olsun hocaların ortak özelliğidir ters köşe yapmak.

Ben Sayın Başbakana “House MD” izlemesini öneriyorum. Bu diziyi gönül rahatlığıyla izleyebilir. Ecdadımızı kötü gösteren bir durumla karşılaşmayacağını garanti ediyorum. Hangi bölümünü mü izlesin? Sezon 4, bölüm 4 “Guardian Angels”. Şöyle bir özet geçelim: Takımı dağılan Dr. House yeni bir takım oluşturmak için yaklaşık 40 kişilik bir ekipten 20’sini ilk etapta elemiştir. Dr. House ekipteki doktorların önlerine gelen her vakada nasıl karar aldığını inceleyip, elemeye devam etmektedir. Ekip doktorlarından Henry Dobson, tedavi etmek için uğraş verdikleri hastanın sağlık sorununu belirlemiş ve ne yapılması gerektiğini ustalıkla ekip arkadaşlarına anlatmıştır. Ama yine de elenmekten kurtulamamıştır. Şaşkınlık içindeki ekibe Dr. House neden Dobson’u takımında istemediğini şu sözlerle anlatmıştır: “Olaylara bakış açımız ve yaklaşımımız aynı; aynı benim gibi düşünüyor”. Kıssadan hisse: Gelişmiş ülkelerde farklı düşünme ve farklı bakış açılarına sahip insanlar el üstünde tutulurlar. Oysa Başbakanımızın çevresi Henry Dobson’larla dolu. “Olmaz olsun böyle hoca” söylemi Türkiye’de yaratılmak istenen “tek tip düşünen insan” profiliyle uyuşmaktadır. Farklı düşünen insanlar baskı, yıldırma ve maalesef hukuk yoluyla sindirilmektedir. Asıl çılgın proje budur.

Ancak az gelişmiş bir ülkede, ülkenin farklı düşüncelerini barındıran en iyi üniversitelerinden birisi top yekün hedef gösterilebilir. Bu nedenle ben Başbakanımızın konuşmasını çok farklı algıladım. İlk kez Türkiye’nin bir Başbakanı açıklamalarıyla Türkiye’nin az gelişmiş bir ülke olduğunu cümle aleme ilan etmiştir. Sonuçta gelişme uzaya roket fırlatmayla olmuyor; zihinlerin gelişmesiyle oluyor.

Bu vesileyle herkesin yeni yılının kutlar, 2013’te sizlere sağlık, başarı, mutluluk ve bol bol HOŞGÖRÜ dilerim.