Bir kısa Nesnelerin İnterneti öyküsü: “Her şey daha hızlı olacak yavrum”

0
1580

Belki yakın gelecekte anneler çocuklarının kulağına uykudan önce bu tür cümleler fısıldıyor olacak? Çocukların gözleri annelerinin hız vaadiyle yavaşça –belki de hızlıca- kapanacak. Anneler de bir minik öpücük kondurup çocukların yanaklarına, yandaki odaya geçecekler, ya da belki komşuya gidecekler? İçleri rahat olacak çünkü Nesnelerin İnterneti –iot- teknolojisi sayesinde çocuklarının hep yanındaymış gibi olacaklar. Akıllı telefonları ve ona bağlı akıllı oda ve başucu monitörleri sayesinde çocuklarının nefesini hep enselerinde ve kulaklarında hissedecekler…

Falan filan… Fazla bir şey uyduramadım. Çünkü henüz 3G’nin nimetlerinden bile gereğince faydalanabilmiş hissetmiyorum. Annemin uykumdan önce avutmasına ihtiyacım var gerçekten. Evde, ofiste internetin yavaşlığından yakınan bir sürü insanla tanıştım bugüne dek, hem de onca yeni akıllı telefon ve internet teknolojisine rağmen. Bağlantı hızım en ihtiyaç duyduğum zamanlarda 3G’den EDGE’lere attı beni. EDGE’de de duramadı tabii ve sonrası bildiğiniz gibi hüsran.

Genelde olan bitene, yaşananlara, yaşanacaklara iyi tarafından bakma, baktırma adeti vardır; “bardağın dolu tarafını da görelim” denir. Ama bendeki bardağın dolu tarafında dibe yapışmış ve gırtlağa zar zor düşecek bir iki damla ancak var… Onu görüyorum ve ondan bahsediyorum dolayısıyla. 3G’den birkaç yıl sonra müjdeli haberini aldığımız 4G için de, gülümseyerek, umutla ve bir o kadar da sabırsızlıkla beklediğimiz 5G için de elimdeki bardağın dolu taraflarına bakıyor olacağım. Ülkece 5G’yi bekleyip zaman kaybetmeden 4,5G’ye geçeceğimizin bilincinde olarak, geleceğe ümitle bakmamız için tasarlanan reklamları izlerken de, yaşayacağım onca şahaneliği ve hızı, alacağım tonlarca hizmeti, bağlanacağım onlarca nesneyi düşünüyor olacağım. Sonra belki yorulup uyurum.

[ot-video][/ot-video]

[ot-video][/ot-video]

Ama tam uyuyacakken aklıma okuduklarım gelebilir: Beş yıl kadar önce 3G’ye geçen Türkiye’deki baz istasyonlarının hâlâ sadece yüzde 40’ı 3G’yi destekliyor, yüzde 60’ı 2G ile yoluna devam ediyorsa, 3G’nin 2G’ye düştüğü yerlerde bardağın yüzde 60’ı mı, yüzde 40’ı mı bağlanır 4G’ye? ‘Bardağın dolu veya boş tarafı’ metaforundan kurtulmak gerekirse, akıllı ve internete bağlanan oda monitörünüz ya da en çok kullanılan örnekle buzdolabınız yüzde kaçıyla bağlanır internete? Yüzde kaçıyla güvenlik alarmınız telefonunuza sinyal gönderir ve evinizden uzakta huzur bulursunuz? 3G’den alamadığımız tadı 4G’den, 4,5G’den alabilir misiniz reklam kahramanları gibi?

Akıllı evlerden geçtim. Akıllı şehirlerin –ki Türkiye’deki projelerin çoğu normal olarak belediyecilik, trafik ve otopark odaklı- 4,5G ve iot içeren vaatlerinin yüzde kaçı gerçek olur, yüzde kaçı hayal ya da hayalkırıklığına dönüşür? Otobüsünüz kaçta gelecek? Hangi otoparkta boş yer var? Telefonunuz diyelim ki yok, belli bir servis noktasından mı bu bilgileri alacaksınız, yoksa telefon harici bir akıllı uygulama düşünülmüş mü? Engelliler kısmına hiç girmiyorum bardağın boş tarafına düşmemek için ama, bir engeliniz yoksa ve telefonunuz varsa beklersiniz 4 veya 4,5G sinyallerini. Olmadı evinizdeki akıllı nesnelerden en sevdiğinizi seçip bakarsınız. Kullanamadığınız internetin nesnelerine onca para yatırdınız ama elektriğiniz kesildiyse internetin suçu ne, değil mi?

3G altyapımız tam oturmamışken 4G’yi ağırlamaya çalışıyoruz. Bir yandan da kapıyı 4,5G’ye araladık ama içeriye alacağımız azmana bakınca evimizin boyutlarını konuşmaya –kendimize itiraf etmeye- utanıyoruz. 2020 yılına kadar dünyanın yüzde 85’inin 3G bağlantıya kavuşmuş olacağı, bu arada kabaca yüzde 60’ının da 4G kullanmaya başlayacağı söyleniyor. Biz de bir aksilik olmazsa yaklaşık o zamanlar 4 veya 4,5G kullanabilmeye başlarız. Ama şimdi 2016’nın ortalarında sorunsuz bir şekilde 4,5G’ye geçeceğimizi hayal edelim. Reklamdaki gibi doktorların hastalarını uzaktan tedavi ettiği bir dünya düşleyelim.

Milyarlarca insanı birbirine bağlama çabasıyla hareket eden, yatırımlar yapan bir dünya var. Daha doğrusu, gelişmesini tamamladığı için teknoloji geliştiren ve satan ülkeler var; bir de gelişmekte olan ve ihtiyaç duyduğu teknolojiyi satın alan, sonra kendini ona uydurmaya çalışan ülkeler var. Bizim ikinci kategoride olduğumuz büyük bir sır değil. Dolayısıyla şu an gördüğümüz 4,5G hayallerini, Türkiye’deki operatörlerin ve baz istasyonlarının en iyi ihtimalle birkaç yıl içinde yakalayacağını varsayarsak -verilen süre sekiz yıl- bu da 4,5G’de tam randımanın 2024’te alınması demek. Ericsson Türkiye’de 4,5G teknolojisine uygun baz istasyonları inşa etmek için kolları sıvamış bile. Sevinmeyelim de ne yapalım. 5G’nin çok daha farklı bir bant sistemi ve altyapı gerektirdiğini düşününce, ben kendi adıma gelecek hayalimi kurdum bile.