Dijital devrimin farkında mısınız?-2

0
585

Matbaanın keşfi ve yaygınlaşması Avrupa’daki ticari hayatı değiştirmiş, tüccarlar Avrupa genelindeki mal, hizmet ve değerli metal fiyatları hakkında kolayca bilgi sahibi olmaya başlamışlardı. Faiz hesabı, kur hesabı ve karlılık oranları gibi tüccarlar için gerekli olan bilgiler özellikle 1480 sonrası basılan küçük broşürler vasıtasıyla yaygınlaşmıştır. Bu gelişmeler ticari bilgiyi artırarak finansal entegrasyon sürecini hızlandırmış ve ticari düzeni değiştirmiştir. Ancak bunlardan daha da önemlisi matbaa teknolojisi sayesinde fikirler daha serbest ve daha hızlı dolaşabilme imkanına sahip olmuştu.

Son yirmi yılda yaygınlaşarak hayatımıza giren internet, www, e-posta, cep telefonları ve diğer sosyal medya araçları bilgi paylaşımını ve kişiler arasındaki iletişimi kolaylaştırarak fikirlerin serbestçe dolaşımına yeni bir boyut kazandırmıştır. Günümüzde, fikirleri mekan boyutundan kolaylıkla soyutlayabilmekteyiz.

Teknolojik gelişme, ulaştırma ve haberleşme maliyetlerini düşürerek ekonominin işleyişini etkilemektedir. Aşağıdaki şekilde teknolojik gelişmenin ulaştırma ve haberleşme maliyetleri üzerindeki etkisi açıkça görülmektedir. 1930 yılı baz alındığında deniz ulaşımı yüzde 80, hava ulaşımı yüzde 90 ve haberleşme maliyetleri yüzde 99 oranında azalmıştır. 1950 yılında üç dakikalık Londra-New York telefon konuşması 80 Amerikan doları karşılığında yapılabiliyorken, bu meblağ günümüzde 0.2 dolara kadar düşmüştür (http://getir.net/j9uf). 15 yıl önce internetten bir 1 MB’lik bir fotoğraf indirmenin maliyeti, günümüzde 3-4 GB’lik film indirmenin maliyetinden daha fazlaydı.

SONUÇ: Günümüzde üretimin ve rekabetin ana unsurları zaman ve mekan kavramından soyutlanabilmektedir. Ulaşım ve ulaştırma maliyetlerinde süregelen düşüş, 1980’lerdeki finansal ve ticari serbestleşme hareketleri ile birleşince ürünlerin, sermayenin ve kişilerin serbest dolaşımı artmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler fikirlerin mekan bağını koparmıştır. Günümüz dünyasında ürünler, sermaye, kişiler ve fikirler hiç olmadığı kadar serbestçe dolaşabilmektedir (Konuya ilgi duyanlar Richard Baldwin’in makalelerine göz atabilir. Örnegin, http://getir.net/j9ps). Bu mobilite, küreselleşmeye yeni bir boyut kazandırarak ekonomik yapıda değişimlere neden olmaktadır.

Ürünlerin, sermayenin, kişilerin ve fikirlerin hiç olmadığı kadar serbestçe dolaşabildiği politika nasıl olmalıdır? Teknolojik ilerlemeler ve küreselleşme iki gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Bunlardan ilki değişimlerin eskisinden çok daha hızlı olmasıdır. Matbaanın Avrupa’nın belli başlı şehirlerine  yayılması yaklaşık 50; Endüstri devriminin Avrupa’ya ve Amerika’ya yayılması yaklaşık 60-70 yıl kadar sürmüştü. Oysaki günümüzde yeni teknolojiler çok daha hızlı yayılmakta, ekonomik ve sosyal hayata etkileri çok daha hızlı gözlemlenebilmektedir. İnternet yaklaşık 10-15 yıllık bir zaman dilimi içinde neredeyse tüm dünyaya yayıldı. Ve şu anda bizler, geçmişi 30 yılı bile bulmayan bu teknoloji olmadan hayatımızı devam ettiremeyeceğimizi düşünüyoruz.

Ulaşım, ulaştırma ve iletişim maliyetlerindeki azalma

Değişimlerin hızlı olması belirsizlik kavramını beslemektedir. Belirsizlik ortamında öngörüde bulunup politika (ya da strateji) geliştirmek oldukça zordur. Devletlerin iktisat ve sanayi politikasında artan başarısızlıkları ve işletmelerin stratejik hatalarında, değişimlerin hızlı olmasının oldukça önemli payı olduğunu düşünüyorum. Örnek verelim. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı silikon vadisi benzeri sentetik bir kümelenme kurmak için çalışmalar yapmaktadır (namı değer bilişim vadisi). Lokasyon olarak Kocaeli seçilmiştir. Amaç bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) sektöründeki işletmeleri bir araya toplayıp sinerji yaratmak. BİT sektöründe son 10 yılda öne çıkan eğilim, “soft” tarafının “hard” tarafından daha hızlı gelişmesidir. Yani yazılım ve benzeri uygulamalar (soft), BİT ihtiva eden teçhizatlardan (hard) daha büyük bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Oluşturulacak bilişim vadisinde de bu eğilimi gözlemleyeceğiz.

Oysa ki Alan Blinder, BİT sektörünün “soft” tarafında bulunan mesleklerin hemen hiçbirinin mekan bağı olmadığı; bu nedenle bu mesleklerin kolaylıkla başka bir mekana kayabileceğini göstermektedir (diğer bir tabirle “offshoring” http://getir.net/j956). Yani BİT sektörünün “soft” tarafı bugün buradayken, yarın bir başka yerde olabilir. Bilişim vadisi örneğinde de bu risk vardır. Milyarlarca TL altyapı yatırımıyla kurulacak bilişim vadisindeki işletmeler ve meslekler işgücü maliyetleri nedeniyle Hindistan’a ya da işgücü maliyetlerinin daha az olduğu başka bir ülkeye kayabilir. SORU: Bu riske rağmen böyle bir yatırım gerçekleştirilmeli midir? Şu andaki bilim, sanayi ve teknoloji politikamıza göre: EVET. Bunun ne kadar doğru bir politika olduğunu zaman gösterecek. SONUÇ: Mekansal politikaları belirlerken iki kere düşünmekte fayda var.     

Teknolojik ilerlemenin ve küreselleşmenin tetiklediği bir diğer kavram anındalık. Günümüzde ekonomik bilgi ve fikirler anında tüketilmektedir. Piyasalar olumsuz haberlere anında tepki verebilmekte; 1 saat önce yazdığımız tweet eskimekte; kısa bir süre içinde cevap alamadığınız e-posta için umudumuzu kesmekteyiz (araştırmalara göre 20 dakika içinde cevaplanmayan e-postaların büyük çoğunluğu bir daha cevaplanmamaktadır). Anındalık, hızlı değişimlerin beslediği belirsizlikle birleşince politika için olmazsa olmaz bir özellik ortaya çıkmakta: esneklik. Herhangi bir zaman dilimi içinde birbirinden bağımsız ya da birbiriyle ilişkili pek çok durum ortaya çıkabilir. Her bir durum için belirlenmiş politika ya da strateji gözden geçirilmeli; gerekirse politika değişikliğine gidilmelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu yeni bir şey değil. Haklısınız. Yeni olan, ortaya çıkan durumların sayısının eskiye oranla çok daha fazla olması. Bunda anındalık kavramının büyük etkisi var. Artık her an yeni bir bilgi ortaya çıkmakta ve politika bu ortaya çıkan yeni bilgileri ve durumları anında değerlendirmek durumundadır. Bu şekilde bir politika tasarımı oldukça esnek olmalı ve değişen koşullara kolaylıkla uyum sağlayabilmelidir.

Daha önce verdiğimiz örneğe devam edelim. Bilişim vadisi için seçilen mekan yeni altyapı yatırımlarıyla işlerlik kazanacaktır. Bu hem maliyetli hem de uzun soluklu bir yatırımdır. Peki ya başarılı olmazsa? Bu soru politika yapıcılarının akıllarına getirmek istemedikleri bir ihtimal. Esneklik burada önem kazanıyor çünkü bilişim vadisi projesi başarıya ulaşamazsa yapılan yatırım atıl duruma düşecektir. Yapılan yatırımın başka bir amaç için aynı verimlilikle kullanılması, ihtivası nedeniyle çok kolay değil. Dolayısıyla sentetik bir bilişim vadisi oluşturmak politika tasarımı açısından çok esnek değil. Bilişim vadisi konusunda tabiri caizse kaçamak bir politika oluşturulabilirdi. Önceki yazılarımı okuyanlar bilir, bir çok kıstasa ve her şeyden önemlisi batık maliyetin az olacak olması nedeniyle, Ankara bu iş için daha uygundu (http://getir.net/9jdp). Ankara üniversiteler mahallesi (Çankaya, TOBB-ETÜ, ODTÜ, Bilkent, Hacettepe ve Başkent) bölgesinde bilişim vadisi pilot uygulama olarak başlayabilir, başarı sinyalleri alındığında diğer bölgelere (örneğin Kocaeli), yabancı sermaye çekecek şekilde yaygınlaştırılabilirdi. Ankara’da hali hazırda kurulu bir yapıdan nemalanacak bilişim vadisi, başarısız olduğu takdirde batık maliyet çok daha düşük olacaktır. Politika esnekliğinden ne kastetmek istediğimi umarım anlatabilmişimdir.

SON SORU: Yukarıdaki anlatmaya çalıştığım yeni ekonomik dünyaya ve beraberinde gelen değişikliklere Türkiye’deki politika yapıcıları ve işletmeler ne kadar hazırlıklı? Açıkçası bilemiyorum. Akademisyen olmanın bir avantajı elini taşın altına sokmadan ahkam kesmektir. Ben bugün bu avantajı kullanıyorum.