Dijital devrimin farkında mısınız?

0
552

Belki de her bin yılda sadece bir kaç kez gözlemlenen ve insanlığı değiştiren devrimlerden bahsedeceğim. Biz şu anda böyle bir devrim yaşıyoruz, bilmem farkında mısınız.

Son bin yıldaki en büyük devrimin sanayi devrimi olduğu söylenir; oysa ki matbaanın keşfidir. Günlük hayatımızın olmazsa olmazıdır bilgi. Ekonomik hayatın da vazgeçilmezidir. Bilgi, ekonomideki bireylerin ve işletmelerin davranışlarını etkileyen birincil değişkendir. Bu yüzden bilgi birikimi ve bilgiye ulaşmak bu kadar önemlidir. 15. yy. ortalarında matbaanın keşfi, bilgi paylaşımını artırmış ve bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmıştır. Bu nedenle matbaanın keşfi batının zengiliğinin temel nedenlerinden biridir. Öyle ki tam beş yüz yıl sonra bile etkilerini görmek mümkün. Günümüzde kuzey Avrupa’yı güneyden zengin kılan sebeplerden birisi, matbaanın kuzey Avrupa’ya güneyden daha hızlı yayılmasıdır. Matbaanın keşfi ve yayılması ile uzun dönem ekonomik büyüme arasındaki ilişki, Jeremiah Dittmar’ın Quartely Journal of Economics’de yayınlanacak makalesinde detaylı olarak incelenmiş. Kısa bir özetine ulaşmak isteyenler VoxEU websitesine göz atabilirler (http://www.voxeu.org/index.php?q=node/6092).

O günden bügüne geçen 500 yıllık zamanda bilgi paylaşımını ve bilgiye ulaşmayı bu denli kolaylaştıran en önemli olay, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler ve internettir. Matbaanın keşfi insanlık üzerinde nasıl bir etki bıraktıysa, internetin ve dijital teknolojilerin de benzer şekilde hayatımızı ve geleceğimizi etkileyeceğini düşünüyorum. Bu yüzden bir devrimden söz etmekteyim. Yukarıdaki grafik bu söylediklerimi görselleştiren çarpıcı bir karşılaştırma sunmakta.

Şekle kısaca değineceğim. Kaynaklar ve hesaplamalar hakkında bilgi almak isteyenler bana e-posta yoluyla ulaşabilirler. Şekilde Matbaa devriminin 1452-1472 arasındaki seyrini görmekteyiz (siyah çizgi, sağdaki eksen ve grafiğin yukarısında yıllara göre bir milyon kişi başına düşen kitap sayısı). Avrupa kıtasında bir milyon kişiye düşen kitap sayısı yirmi yıl içinde yaklaşık 250 kat artmıştır. Matbaa sayesinde kitap fiyatlarında yüzde doksanlara varan düşüşler olmuş, kitap lüks olmaktan çıkıp herkesin ulaşabileceği bir kaynağa dönüşmüştür. Bu sayede, bilgi ve okur-yazarlığın önemi anlaşılmış, bilgi herkesin ulaşabileceği bir ürün haline gelmiştir. Bu gelişmelerin önemini kavrayan uluslar, günümüzde diğer uluslara göre daha zengin ve daha gelişmiştir. 

Grafiğin diğer bileşeni de dijital devrimin bir göstergesi olan internetin yayılımı. Şekilde internetin 1990-2010 arasındaki seyrini görmekteyiz (gri çizgi, soldaki eksen ve grafiğin aşağısında yıllara göre bir milyon kişiye düşen web sayfası sayısı). Dünyada bir milyon kişiye düşen web sayfası sayısı son yirmi yılda yaklaşık 30,000 kat artmıştır. İki grafiği üste üste koydum ki neden yazının başından beri devrim dediğim anlaşılsın ve matbaanın yayılması ile internetin yayılması arasında şaşırtıcı benzerlikler olduğunu herkes görebilsin. Bilgi paylaşımının artması ve bilgi transferinin ucuzlaması (hatta kimi durumlarda fiyatının sıfıra düşmesi) her iki devrimin de önemli özelliklerinden.

Osmanlı İmparatorluğu ilk devrimi kaçırmıştır. Türkiye’nin ikinci devrimi ucundan yakalama imkanı olduğunu düşünüyorum. Bunun için belli bir plan çerçevesinde iki alanda hızlı bir ilerlerme göstermemiz gerekiyor. İlk olarak devletin dijital ortama ve özellikle dijital altyapıya gerekli yatırımları yapması gerekiyor. İkinci olarak dijital ortamın kullanılmasının özendirilmesi gerekiyor. TEPAV’ın geçen ay yayımlanan raporuna göre Türkiye yaklaşık 76 dolarlık megabit/saniye internet kullanım ücretiyle OECD ülkeleri arasındaki en yüksek internet kullanım ücretine sahip. Bu da kuşkusuz hanelerde, internet bağlantısı sahipliğini olumsuz etkileyen bir unsur. Raporda ayrıca nüfüsun yüzde 62’sinin hiç internet kullanmadığı belirtilmiş. Yukarıda bahsettiğim ikinci hususun önemi bu rakamla daha anlaşılır olmuştur herhalde. Vakit geçirmeden bu iki hususta ilerleme sağlayabilirsek dijital devrimi yakalama şanşımız var. Yeter ki devrimi yaşadığımızın farkında olalım.