Fiziksel tedavi ve rehabilitasyon artık robot işi

0
761

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde yer alan İnsan-Makina Etkileşim Laboratuarı, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları için robot sistemleri geliştiriyor. Çok miktarda lisans öğrencisinin yanı sıra 9 yüksek lisans ve 2 doktora öğrencisinin yer aldığı bu araştırmalarda, uygulama alanı olarak kuvvet geri-beslemeli robotlar, robotik dış iskeletler ve robot destekli rehabilitasyon sistemleri üzerine yoğunlaşıyor. Bu araştırmalar sonucu ortaya çıkan teknolojiler, fiziksel tedaviye ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan hastaların, uzuvlarını tek başına çalıştırmalarına ve tedavilerine güvenli bir şekilde devam etmelerine imkan tanıyacak. Şu an klinik deney fazında olan bu teknolojilerin kullanımı, hastalara tedavi için ayrılan zaman, bütçe ve insan kaynağından tasarruf sağladığı için ekonomiye de katkı sağlayacak. Laboratuvar Yöneticisi Yardımcı Doç. Dr. Volkan Patoğlu “Bu tür teknolojiler geliştirilirken araştırma kuruluşları ile hastanelerin birlikte çalışmaları şart, oysa Türkiye’de bu alanda geliştirilen teknolojilerin çoğunda son kullanıcıdan (hasta ve klinisyenler) kopukluk göze çarpıyor. Ancak son zamanlarda hastanelerimizin bu alanlardaki çalışmalara ilgi göstermeye başlamış olması umut verici” diyor.

Engellilerle ilgili ürünlerinizden bahseder misiniz?

Laboratuvarımızda fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları için çeşitli robot sistemleri geliştirilmektedir. Üst uzuvlar için el, bilek-önkol, dirsek-omuz modülleri ile bütün kolu hedef alan bir sistem, alt uzuvlar için de ayak bileği terapisine yoğunlaşan bir dış iskelet geliştirilmiştir. Fiziksel rehabilitasyon için geliştirilen bu robotlar

  • Terapistlerin fiziksel yükünü azaltarak yüksek yoğunlukta, güvenli ve esnek terapiler uygulanabilmesine olanak tanıyor,
  • Hastalara hareketlerin tamamlanmasında gerektiği kadar yardımcı oluyor veya güçlendirme egzersizleri için istenen miktarda direnç gösterebiliyor,
  • Fizik tedavi sırasında nicel ölçümler yaparak hastaların iyileşmesinin etkin takibine imkan veriyor ve
  • Geleneksel terapilere oranla hassaslığı, güvenilirliği ve etkinliği arttırıyor.

Bu tür teknolojilerde, ön planda olan özellikler neler?

Rehabilitasyon robotlarının tasarımında göz önünde bulundurulması gereken en önemli unsurlar güvenlik ve ergonomidir. Hastanın her şart altında güvenliğini garanti edebilmek için tasarlanan robotun yüksek geri-sürülebilirliğe sahip olması ve etkileşim sırasında ortaya çıkan kuvvetleri denetleyen bir kontrolör ile donatılması gereklidir. Ergonomik bir kinematik yapının seçimi hem hasta hareketlerinin insan anatomisine uygun şekilde gerçekleştirilebilmesi, hem de hastaların iyileşmelerinin etkin takibi açılarından büyük önem taşımaktadır. Bu iki temel ister nedeniyle, robot destekli rehabilitasyon sistemlerinde kuvvet geri-beslemeli dış-iskelet tarzı robotlar tercih edilmektedir. Hastaların terapi sırasında motivasyonlarının yüksek tutulabilmesi için bu tür rehabilitasyon sistemleri sanal gerçeklik uygulamaları ile bütünleştirilebilmektedir. Ayrıca bu sistemler çok kullanıcılı ve uzaktan çalışmalı kontrol modları ile donatılarak, evden tedavi ve teşhis gibi öncü tıbbı protokollere imkan sağlayabilmektedirler.

Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Ürünlerin geliştirilmesinde mekanik tasarımdan klinik testlere uzanan pek çok aşamadan geçilmektedir. Ar-Ge çalışmaları sırasında her aşamada doktorlar, fizyoterapistler ve hastalar ile yakın iletişimde bulunmak ve tasarımı onların önerileri doğrultusunda geliştirmek esastır. Laboratuvarımızda geliştirilen robotların mekanik/kontrol tasarımı ve üretimi sonuçlandırılmış sağlıklı insan deneyleri başarı ile tamamlanmıştır. Şu anda ilgili hastaneler ile birlikte klinik deney tasarlanmakta ve bu konudaki ön çalışmalar yapılmaktadır. Sistemlerimiz önümüzdeki aylarda klinik deneylere tabi tutulacaktır.

Şu anda engellilere yönelik üzerinde çalıştığınız başka projeler var mı?

Robot destekli rehabilitasyon sistemlerinin yaygınlaşması ile fizik tedavi alanında yeni bir çağa girilecek. Bu sistemler terapinin tamamlanmasında hasta ve terapistlere yardımcı olmanın yanı sıra sürekli veri toplamak gibi çok önemli bir işlevi daha yerine getirmektedirler. Bizim çalışmalarımızın diğer bir kolu, verilerin hasta iyileşme süreci ile ilişkilendirilmesi ve işlenmiş veriden elde edilen bilgi doğrultusunda terapilerin rehabilitasyonun etkinliğini arttıracak şekilde yönlendirilmesi üzerinedir.

Sizce Türkiye engellilere yönelik teknolojilerin kullanımı ve üretimi konusunda nasıl bir yerde?

Bu tür teknolojiler geliştirilirken araştırma kuruluşları ile hastanelerin birlikte çalışmaları şarttır. Nitekim dünyada bu alanda öncü şirketlerin tamamı çalışmalarını hastaneler, araştırma klinikleri ve üniversitelerden oluşan geniş ortaklıklar ile sürdürmektedir. Türkiye’de bu alanda geliştirilen teknolojilerin çoğunda son kullanıcıdan (hasta ve klinisyenler) kopukluk göze çarpmaktadır. Son zamanlarda hastanelerimizin bu alanlardaki çalışmalara ilgi göstermeye başlamış olması umut vericidir. Tedavinin etkinliğini arttırmakla kalmayıp tedavi maliyetlerinin düşürülmesine de imkan veren bu tür sistemler yurtdışında büyük bir hızla yaygınlaşmaktadır. Ancak bu sistemler çok yüksek bir yatırım sonrası temin edilebildiğinden ülkemize sadece birkaç özel hastanede bulunmaktadır. 

Bu konuda Türkiye’nin gelişmesi için neler yapılabilir?

Bu tür teknolojilerin ülkemizde geliştirilip yaygınlaştırılabilmesi için hastanelerin, araştırma kliniklerinin ve üniversitelerin ortak projelerde yer alması gerekmektedir. Özellikle özel hastanelerimiz orta vadede büyük yatırımlar ile bu sistemleri yurtdışından hazır temin etmek yerine, bu tür sistemlerin ülkemizde geliştirilmesine yönelik çalışmalara destek verebilirler. Engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini attırarak onları üretken bireyler olarak topluma kazandırmayı hedefleyen bu tür projeler devlet kurumları tarafından (Sağlık Bakanlığı, TÜBİTAK, DPT) da aktif olarak desteklenmelidir.

Bu robotlar, fizik tedavisinin masraflarını düşürüyor

Dünya sağlık örgütü raporlarına göre nörolojik problemler kalıcı sakatlıkların bir numaralı sebebidir. Örneğin her yıl yaklaşık 15 milyon kişi felç geçiriyor. Avrupa’da felçli hastaların tedavisi için kişi başına yapılan harcama yaklaşık 80 bin Euro. Gelişmiş ülkelerde yaşlanan nüfusun artmasıyla hasta sayısı gittikçe daha ciddi bir hal almaktadır. Fizik tedavi, nörolojik hastalıkların tedavisinde en etkin yöntem. Terapiler uzun süreli, tekrara dayalı, aktif katılımlı ve günlük hayattaki hareketleri içerecek şekilde uygulandıklarında daha etkin. Ancak, u