İnovasyon kötü(mü)dür?

0
680

Örneğin teknolojiyi nedense hep elektronik ürünlerle bağdaştırırız. Teknoloji denilince aklımıza hep bilgisayarlar, cep telefonları gibi yüksek teknoloji barındıran ürünler gelir. Oysa teknoloji, Yunanca iki kelimenin birleşmesiyle türemiştir: sanat, hüner veya beceri anlamında kullanılan “téchné” ve bilmek anlamında kullanılan “logia”.

Yani aslında teknoloji bir sorunu çözmek için geliştirdiğimiz yöntemlerin bütünüdür. İnsanların geliştirdiği en büyük teknolojilerden birisi ateşe hükmetmektir (diğer örnekler: tekerlek, taş aletler ve metal). Psikolojik yanılsamaya bir diğer örnek son yılların moda kavramı sosyal sermayedir. Nedense sosyal sermaye hep iyidir. Mafya, Klu-Klux-Klan ve Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi -bilinen tabiriyle Nazi partisi- gibi yapılanmalar çok yüksek sosyal sermaye ihtiva ederler. Ama toplumsal gelişmişliğe zararlıdırlar.

Yere göğe sığdıramadığımız pek çok teknolojik yenilik bu kapsamda değerlendirelebilir. Teknolojik yenilikler ekonomik büyümeyi artırırlar; peki ya gelişmişliği? Soruyu iki örnekle açalım. İnternet üzerinden video ve ses paylaşımı bilginin kodlanması ve aktarılması açısından çok önemli bir yeniliktir. Ancak bu teknoloji geliştirilirken internet sunucularının milyonlarca saatlik video ile dolacağı; bu talebe karşılık verebilmek adına depolama kapasitesinin geliştirilmesi için milyarlarca dolarlık harcama yapılması gerekeceği, kimsenin aklına gelmemişti herhalde. İşin ilginç yanı boyutunu bilemediğimiz video demetinin çoğunluğunu komik kedi, köpek ve bebek videoları gibi gereksiz videoların oluşturmasıdır. Günlük yaşantımızı derinden(!) etkileyen bu videoları paylaşmak ve izlemek için bir sürü vakit; depolama kapasitesini artırmak için bir sürü para ve emek; sunucuları çalıştırmak ve soğutmak için hatırı sayılır boyutta enerji harcıyoruz. Dahası da var: facebook ve twitter benzeri onlarca sosyal medya uygulaması kişiler arası iletişimi ve bilgi paylaşımını kolaylaştırırken, aynı zamanda içerisinden doğru ve yararlı bilgiyi bulmak için emek ve zaman harcadığımız muazzam bilgi bulutları yaratmaktadırlar.

2010 yılı itibariyle internet sunucularının en fazla enerji tüketen bilgi ve iletişim aracı olmasının sebeplerinden birisi yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığım eğlence kaynaklı gereksiz bilgi bulutunun yönetilmeye çalışılmasıdır (Bu hesaplamaya bilgisayar ve benzeri gereçlerin tükettiği enerji dahil değildir! İkinci en çok enerji tüketen araç ise televizyondur). Linus Torvalds bir gün herşey eğlence olacak demişti. İnternet için o eşik çoktan aşıldı. Ben bugün işlerimi, 6 yıllık bilgisayarımı kullanarak tamamlayabiliyorsam, bilgisayar teknolojisindeki son 6 yıldaki gelişmeleri nasıl yorumlamak lazım? Bu gelişmeler neye hizmet etmiştir? Eğlence odaklı BİT uygulamaları hatırı sayılır bir ekonomik büyüme yaratmıştır. Peki bizleri daha gelişmiş bir varlık haline dönüştürmüş müdür?
Son bir kaç satır ikinci örneğe girizgahtı. Pek çoğumuz hayatında bir kez de olsa bilgisayar oyunu oynamıştır. Belki bazılarımız biraz daha fazla. Atari, Commodore ve Tetris çizgisinde ilerleyen oyun teknolojisi bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak günümüzde başlı başına bir sektör haline dönüşmüştür. Entertainment Software Association verilerine göre 2010 yılında sadece Amerika’da 25 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Tüm dünyada bu rakamın 65 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. 65 milyar doları bilgisayar başında oynadığımız oyunda bir bölüm daha geçebilmek için harcıyoruz. Bunun için harcadığımız zamandan hiç bahsetmeyelim isterseniz. Lafı fazla uzatmaya gerek yok. Bilgisayar oyunları muazzam boyutta bir ekonomik büyüklük yaratmıştır; ancak gelişmişlik olgusuna ne kadar katkıda bulunmuştur?

Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde son on yıldaki gelişmelere, ekonomik büyüklük ve gelişmişlik arasındaki ince çizgiden yararlanarak farklı bir açıdan yaklaşmak istedim. Ekonomik büyüme ve ekonomik gelişme eş anlamlı kullanılır oldu. Ancak bu çok doğru bir kullanım değil. Örneğin Amerika gelişmiş bir ekonomi midir? Milyonlarca vatandaşına sağlık sigortası ve sosyal güvence sağlayamayan bir devlet gelişmiş midir? Olsa olsa endüstrileşmiştir. Hayatımıza giren pek çok bilgi ve iletişim kaynaklı teknoloji ekonomik büyümeye ve endüstrileşmeye hizmet etmektedir. Gelişmişliğe hizmet edip etmediği ise sorgulanmalıdır.
Son dört-beş yılda inovasyonla yatıp inovasyonla kalkar olduk. Bu terimler Türkiye’de o kadar çok kullanılır oldu ki insanların gözünde değerini yitirmeye başladı. Malum toplumumuz her şeyi hızlıca tüketir. Teknoloji ve inovasyon terimlerini de hızlıca tüketmeye başladık. Teknoloji ve inovasyon kavramlarına hep olumlu anlamlar yükleyerek ekonomik büyüklükle bağdaştırmanın bu kavramların hızlı tüketilmesine neden olduğunu düşünüyorum. Oysa bu karmaşık yapıyı teknoloji, inovasyon ve gelişmişlik üçgeninde değerlendirdiğimizde, sorular artmakta cevaplar zorlaşmaktadır. Teknoloji ekonomik büyüme sağlar mı? Bu nispeten kolay bir sorudur. Teknoloji gelişmişliği artırır mı? Bu soruya cevap vermek oldukça zordur. Ancak bizleri düşünmeye sevk ettiği için bir o kadar da yararlıdır.