“Üniversite-sanayi işbirliği olmazsa hiçbir Japon firması 50 yıl sonrasını göremez”

0
478

1967’de ilk otomatik posta kodu okuyucusu üretildi, bunu 1970’teki ilk renkli videolu telefon, 1995’te dünyanın ilk DVD oynatıcısı ve ilk dizüstü bilgisayarı izledi. Toshiba, Ar-Ge’ye yılda 2,7 milyar dolar yatırım yaparak Japonya’nın bilim ve teknoloji politikasının oluşturulmasında da büyük katkılar yapıyor. Toshiba’nın Teknolojiden Sorumlu Başkanı Dr. Katsuhiko Yamashita Sabancı Üniversitesi’nin Uluslararası Danışma Kurulu’na katılmak için 5 Ekim’de Türkiye’ye geldi. Yamashita ile Japonya’nın giderek azalan ve yaşlanan nüfusunun yarattığı problemleri çözmek için oluşturulan stratejide üniversite-sanayi işbirliğinin rolünü ve Toshiba’nın uyguladığı işbirliği yöntemlerini konuştuk.

Hisashige Tanaka, Toshiba’nın temelleri 1875’te, daha sonra Shibauro Electric Company ismini alacak elektrik ekipmanları üretimi yapan Shibaura Seisaku-sho firmasını kurarak attı.  O zaman Tanaka 76 yaşındaydı ve bütün Japonya onu Karakuri Giemon, ‘mekanik harikaların dahisi’ olarak tanıyordu. Tanaka 1881’deki ölümüne kadar tutkulu bir zanaatkar ve mucit olarak yaşadı. Bilinen çalışmaları arasında alkolle çalışan bir buharlı gemi modeli ve hedefini 2 metrelik mesafeden asla ıskalamayan bir okçu çocuk olan “Yumihiki Douji” adındaki mekanik bebek var. Ancak en ünlü başyapıtı, hala Toshiba Corporation’a ait mekanik bir mucize olan ‘Man-nen Dokei’ yani ‘10 bin yıllık saat’. Bu altı yüzlü kronometre, zamanı 200 gün boyunca hatasız tutuyor. 1890’da Dr. Ichisuke Fujioka ve Shoichi Miyoshi tarafından kurulan Hakunetsu-sha & Co, Ltd ise Japonya’nın ilk elektrik ampulü üreticisiydi. Elektrik aydınlatma ekipmanları yapan firma daha sonraTokyo Electric Company ismini benimsedi.

1939’da bu iki firma birleşti ve Tokyo Shibauro Electric Company ismini kullanmaya başladı. Birleşme ile birlikte Toshiba adı rumuz olarak kullanılmasına rağmen 1978’e kadar resmen kullanılmadı. Bugün Toshiba Corporation, yaklaşık 40 ülkede sahip olduğu 100’ün üzerindeki alt şirketi ile binlerce megavatlık enerji istasyonlarından, enerji kullanımında en son yenilikleri ihtiva eden minyatür çip teknolojisine, sağlık ekipmanlarından silah sistemlerine kadar çok geniş bir yelpazede çalışıyor. Japonya’da 19 üniversite ile sürdürdüğü Ar-Ge işbirliğinin yanında İngiltere’de Cambridge Science Park’ta, yarı iletken yapılar konusunda ve Bristol’da yeni nesil dijital cep telefonları ve kablosuz erişim teknolojileri konusunda çalışmalar yapıyor, Amerika’daki Silikon Vadisi’nde ise çip teknolojileri konusunda araştırmalarını sürdürüyor.

Toshiba’nın Teknolojiden Sorumlu Başkanı Dr. Katsuhiko Yamashita, Sabancı Üniversitesi’nin Uluslararası Danışma Kurulu’na katılmak için 5 Ekim’de Türkiye’deydi. Dr. Yamashita Avustralya’daki Monash Üniversitesi’nden mühendislik yüksek lisans derecesini aldıktan sonra, Japonya’daki Imperial College’de elektrik-elektronik mühendisliği doktora programından mezun oldu.  Çalışma hayatına Toshiba’da sistem mühendisi olarak başlayan Yamashita, Toshiba bünyesinde sistem entegrasyonu, stratejik planlama, iş geliştirme ve stratejik yatırımlar alanlarında çalıştı. Şu anda Toshiba’nın tüm Ar-Ge, inovasyon, üniversite-sanayi işbirliği ve teknoloji yönetimi stratejilerini belirleyen ve uygulatan kişi olarak dünyanın teknoloji geleceğine de yön veriyor. Dr. Yamashita ile Japonya ve Toshiba’nın üniversite-sanayi işbirliği stratejileri hakkında konuştuk.

Üniversiteler ile işbirliğine gitmeye mecbursunuz

Üniversite – sanayi işbirliğine neden ihtiyaç duyuluyor?

Eğer dünyanın geri kalanı ile bağlantılı bir ülkede faaliyet gösteren bir şirketseniz üniversiteler ile işbirliğine gitmeye mecbursunuz. Bunun dört ana nedeni var. Öncelikli iki neden teknolojinin her alanda, tarihte daha önce hiç olmadığı kadar hızlı gelişmesi ve rekabetin artması. Eğer aynı alanlarda faaliyet gösteren rakiplerinizden hızlı olmazsanız patentleşebilecek pek çok temel teknolojiyi onlara kaptırabilirsiniz. Buda rekabetçiliğinizin birkaç yıl içinde yok olması anlamına gelir. Böyle bir sonla karşılaşmamak için tüm şirketler üniversitelerin teknoloji üretme potansiyelinden faydalanmak durumundalar. Üniversite – sanayi işbirliği için diğer önemli bir sebep ise para. Hiçbir şirket artık temel bilimlerde araştırma yapamıyor. Fizik ve kimya gibi bilimlerdeki hızlı gelişme özel alanlar oluşturdu ve bu konularda araştırma yapabilecek insan kaynağı bulmak ve laboratuvarlara yatırım yapmak bir şirket için büyük maliyetler getiriyor. Son olarak artık öğrenciler üniversitelerden sadece teorik bilgiler edinerek mezun olmak istemiyorlar. İş dünyasına yakınlaşmak, araştırmalarının sonuçlarını daha çabuk almak ve toplumda yarattıklarını değişiklikleri görebilmek istiyorlar.

Üniversite – sanayi işbirliği hangi yöntemlerle sağlanıyor?

Üniversite – sanayi işbirliği 6 temel yöntemle gerçekleşiyor. Bunlar; üniversite ve sanayi temsilcilerinin proje oluşumundan sonuca kadar beraber çalıştıkları ve projede eşit söz hakkı elde ettikleri ‘ortak araştırma projeleri’,  projeyi tamamen sanayinin yarattığı ve üniversitelerin uygulayıcı olarak katıldıkları ‘ısmarlama projeler’,  sanayinin ileride patentleşebilecek fikirleri olan araştırmacılara kaynak yardımı yapası anlamına gelen ‘Ar-Ge bursları’, sanayi ve üniversitenin ortak yatırımı ile kurulan ‘üniversite içi Ar-Ge laboratuvarları, üniversitenin ürettiği ve kendisinin kullanmasına imkan bulunmayan teknolojilerin lisanslarını satması olarak tanımlanan ‘sanayiye teknoloji lisanslama’ ve sanayi ile üniversitenin ortaklaşa Ar-Ge mühendisi yetiştirmesi için insan kaynağı alanında yapılan işbirlikleri.

Ar-Ge mühendisleri bilim insanları gibi büyük saygı görüyor

Japonya’daki üniversite – sanayi işbirliği geçmişini anlatabilir misiniz?

Geçmişte, Japonya’da bilim ve teknoloji birbirinden çok farklı algılanıyordu. Bilim, doğayı anlamaya ve gizemlerini çözmeye yönelik araştırmalar olarak görülüyordu. Herkes bilimin soylu bir uğraş olduğunu düşünüyor, bu yüzden de bilim insanları el üstünde tutuluyordu. Teknoloji ise toplumun ihtiyaçlarının giderilmesi ile ilgili bir uğraş olarak görülüyor ve teknoloji üreten mühendisler bilim insanlarına göre düşük bir sosyal sınıfa mensup olarak kategorize ediliyordu. Fakat günümüzde bilim ve teknoloji birbirini tamamlayan olgular olarak algılanıyor. Artık Ar-Ge çalışmalarının içinde hem bilim hem de teknoloji olduğu halk tarafından biliniyor ve bu sayede Ar-Ge mühendisleri de tıpkı eskinin bilim insanları gibi büyük saygı görüyor. Bu değişim üniversite ve sanayi işbirliği</a